Bulut Fabrikası

Bisiklet kültürüne dair hem kamu kuruluşları hem de özel sektör tarafından yapılan yatırımlar yavaş yavaş sonuç vermeye başladı. Mesafeleri giderek uzayan bisiklet yolları, hemen her şehir belediyesinin gündeminde yer alıyor. Bu durum bisiklete olan ilginin ilginin artmasını sağlıyor.
 
Bisiklet konseptiyle vitrinini süsleyen mağazalar, bisikletten ilham alarak tasarlanan kafeler ve bisiklete dair Türkçe kaynakların sayısındaki artış, bu durumun basit birer göstergesi sayılabilir.
 
Hemen her yıl raflarda yeni bir bisiklet kitabı görmeye alıştık. Ben de bir süredir bisikletin hem kültürel hem de sportif tarafını harmanlayan çalışmalar yapıyorum. Nihayet ilk kitabım Bulut Fabrikası da bu çalışmalarım arasına eklendi.
 
17 adet kısa öyküden oluşan kitaptaki tüm karakterlerin hayatında bir şekilde kendine yer bulan bisiklet, kimi öykülerde ana karakter, kimi öykülerde ise sadece bir kelime olarak karşınıza çıkacak.
 
Kitabın ne isminde, ne kapağında ne de arka kapak yazısında bisiklete yer vermek istemedim çünkü esasında bu sadece bir bisiklet kitabı değil. Bulut Fabrikası, hayatın içinden; kaygılı karakterlerin kendinden bir şeyler bulabileceği ve özellikle şehir insanının son zamanlarda içine düştüğü bazı sarmallara dikkat çeken öykülerin yer aldığı bir öykü kitabı olarak özetlenebilir.
 

Bulut Fabrikası
Bulut Fabrikası